Toplum insanların iyi görünmesi, zayıf kalması ve belirli bir boyuta uyması için büyük bir baskı uygular. Depresyon, ret, düşük benlik saygısı ve utanç duyguları obez yetişkinlerde ve hatta aşırı kilolu çocuklarda yaygındır.
Araştırmalar, çocukken kilo bazlı alay edilen kadınların diğer yetişkin kadınlardan daha fazla depresyona girdiklerini göstermektedir.
Yalnızlık bir başka psikolojik obezite etkisidir. Avustralya’dan yapılan araştırmalar, bir kişinin vücut kitle indeksi (VKİ) ne kadar yüksek olursa, yalnızlıkla mücadele etme durumunun daha yüksek olduğunu bulmuştur. Bu duygusal obezite etkilerinin tümü fiziksel sağlığı etkileyebilir ve hatta bir kişinin ömrünü kısaltabilir.
Sosyal Hayat
Obez çocuklar için fazla kilolarla yaşamak kalp kırıcı olabilir. Aşırı kilolu olmaya bağlı sosyal damgalanma, çocuğa obeziteye eşlik eden fiziksel hastalıklar ve koşullar kadar zarar verebilir. Zayıf olmanın önemli olduğu bir toplumda çalışmalar gösteriyor ki 6 yaşından küçük çocukların, kilolu bir çocuğun daha az sevilebilir olduğuna inanabileceğini göstermektedir.
Benlik Saygısı ve Okul Zorbalığı
Aşırı kilolu bazı çocuklar sınıf arkadaşları çok popüler ise kendileri hakkında iyi hissetme ve kendine güvenme duyguları biraz daha fazla. Ancak genel olarak çocuğunuz obez ise daha zayıf yaşıtlarından daha düşük benlik saygısına sahiptir. Düşük benlik saygısı, vücudu hakkında utanç duygusuna dönüşebilir. Kendine güven eksikliği okulda daha zayıf akademik performansa yol açabilir.
Aşırı kilolu çocukların günlük yaşamının bazen ne kadar zor olabileceğinin muhtemelen ayrıntılı bir açıklamasına ihtiyacınız yoktur. Bu gençlere sınıf arkadaşları ve hatta yetişkinler tarafından kilolu olmanın kendi suçu olduğu söylenebilir. Alay ve zorbalığa maruz kalabilirler. Eski arkadaşları onlardan kaçınabilir ve yeni arkadaşlar edinmekte zorlanabilirler. Beden eğitimi derslerinde takım seçmelerinde son seçilen kişi olabilirler.
Depresyon
Tüm bu kargaşa ile hiçbir yere ait değil ya da hiçbir yere sığmıyormuş gibi hissedebilir. Kendini farklı ve dışlanmış olarak görebilir. Sık sık kendini yalnız hisseder ve kendini popüler ya da havalı olarak tanımlaması akranlarından daha az olasıdır. Bu senaryo hayatının bir parçası olarak kökleşmiş hale geldiğinde üzgün ve klinik olarak depresyona girebilir.
Duygusal Beslenme
Aşırı kilolu bazı çocuklar, okuldaki zorluklar, bir ebeveynin ölümü veya boşanma gibi olumsuz durumlarda normalin üzerinde yemek yiyebilir. Yetişkinlerde de aynı şekilde strese, depresyona, yalnızlığa, boşluk hissine ve daha birçok olumsuz duygu yüzünden normalin üzerinde gıda tüketebilirler.
Ayırt Etme
Kilolu gençler ve yetişkinler sadece ağırlıklarına göre ayrımcılıkla karşılaşabilirler. Fazla kilolu yetişkinlerin evlenme olasılığı azalır. Kilolu yetişkin ortalama kilodaki arkadaşlarından daha az para kazanma ve daha az evlenme eğilimindedirler.
Nasıl Başa Çıkılır?
Obezitenin duygusal tarafı karmaşık olabilir. Ancak obeziteye neden olan duyguları anlamak ve obezitenin etiketlenme durumuyla savaşmak için baş etme stratejileri geliştirmeyi öğrenmek, daha büyük mutluluk ve daha sağlıklı bir yaşam için ilk adımdır.
Eğer kişi kilosundan mutsuzsa ve kilo vermeye karar vermişse ikinci adım diyet ve egzersizdir. İstenilen hızda kilo verilememesinden dolayı genellikle diyet ve egzersize olan bağlılıkları çok kısa sürer.
Üçüncü adım olarak ise obezite cerrahisidir. Obezite cerrahisiyle birlikte hızlı kilo verme, obeziteye bağlı rahatsızlıkların iyileşmesi ve etkili, hızlı çözümü ile en çok tercih edilen kilo verme yöntemlerinden biridir.
Sosyal Damgalanma ve Psikolojik Etkileri
Obeziteye yönelik sosyal damgalanma, sadece algısal bir sorun değil, somut ve ölçülebilir psikolojik hasardır. Op. Dr. Türker Karabuğa’nın İzmir’deki hastalarıyla yapılan görüşmelerde, pek çok obez bireyin hayatlarında yaşadığı ayrımcılık ve damgalama detaylı şekilde ortaya çıkıyor. Halk, obez insanlara karşı önyargıya sahiptir; onları “kendilerine bakamayan”, “iradesiz” veya “tembel” olarak görür. Bu olumsuz tutumlar, işyeri ortamında, sosyal etkinliklerde ve hatta sağlık hizmetleri alırken yansıtılır.
Araştırmalara göre, obez bireylerin normal kilolu kişilere kıyasla bullying (zorbalık) ve alay edilme riski 2-3 kat daha yüksektir. Bunun sonucu olarak, depresyon, anksiyete ve düşük benlik saygısı gelişir. Op. Dr. Türker Karabuğa, hastalara bu damgalamadan hareket ederken, obezitenin bir “seçim” değil “biyolojik durum” olduğunu açıklar ve hastaların kendilerini suçlamamasını önerir. İzmir’de yapılan bir araştırmada, obez bireylerin %60’ı sosyal ortamlarda kendilerini geri çektiğini ve sosyal etkinliklere katılmadığını belirtmiştir.
İş Yerinde Obezite
Çalışma alanında obezite, kariyer ilerlemesinde önemli bir engel olabilir. Op. Dr. Türker Karabuğa’nın İzmir’deki hastalarında yapılan bir anket, obez kişilerin iş bulma ve promosyon alma oranlarının normal kilolu insanlardan %20-30 daha düşük olduğunu göstermiştir. İşverenler, bilinç dışı olarak obez adayları daha az seçer ve onlara daha az sorumluluk verirler. Bu, “halo etkisi”nin ters tarafıdır; obez insanlar, kabiliyetleri ne olursa olsun, daha az kompetan görülür.
Ayrıca, obez çalışanlar sıklıkla iş yerinde alay ve dışlanmaya maruz kalırlar. Tezgahta, ofiste veya sanal ortamda kilo hakkında yapılan yorumlar, çalışan için travmatik olabilir. Op. Dr. Türker Karabuğa, obez hastalara iş yerindeki bu zorlukların ameliyat sonrası nasıl değişebileceğini anlatır. Kilo kaybı sonrası, hastaların sosyal kabul ve iş performansında gözle görülür artış olur. Bazı hastalar, ameliyat sonrası daha fazla sorumluluk verildiğini, maaş artışı aldığını veya yükseltildiğini belirtmiştir.
İlişkiler ve Obezite
Obezite, romantik ilişkilerde önemli zorluklar yaratabilir. Op. Dr. Türker Karabuğa’nın İzmir’deki hastaları arasında yapılan bir çalışma, obez yetişkinlerin evlenme veya ciddi bir ilişkiye girme olasılığının normal kilolu insanlardan %30-40 daha az olduğunu göstermiştir. Bazı obez bireyler, kendilerini “sevgi ve bağlantıdan mahrum” hissetmektedir. Önceden kurulan ilişkilerde de, obez tarafın eşi tarafından “çekici olmayan” olarak görülmesi, cinsel soğukluk ve hatta ayrılıkla sonuçlanabilir.
Diğer taraftan, bazı obez bireyler, kilo kaybından sonra ilişkilerinde keskin değişiklikler yaşarlar. Çoğu zaman, eşleri tarafından yeniden “beğenilme” hissi, cinsel istekte artış ve ilişkiye yönelik yenilenen tutkuyla sonuçlanır. Op. Dr. Türker Karabuğa’nın hastalarının bir kısmı, ameliyat sonrası evliliklerinin kurtarıldığını belirtmiştir. Bekar hastalar ise, kilo kaybından sonra daha fazla sosyal çekiş ve flört fırsatı bildirmiştir.
Ameliyat Sonrası Sosyal Hayat
Tüp mide ameliyatı sonrası, hastaların sosyal hayatında dramatik dönüşümler meydana gelir. Op. Dr. Türker Karabuğa’nın İzmir’deki hastalarında yapılan bir takip çalışmasında, ameliyat sonrası 12 ayda sosyal etkinliklere katılım %35’ten %75’e yükselmiştir. Hastalar daha rahatça yurt dışına seyahat etmeye, dostluk ilişkileri geliştirmeye ve grup aktivitelerine katılmaya başlar.
Elbise seçimi, dış görünüş ve özgüvenin artması, sosyal etkileşime olumlu etki yapar. Diş gülümseme, başı dik tutma ve göz temasında artış gözlemlenmiş; bunların tümü sosyal çekişi ve bağlantıyı artırmıştır. Ameliyat sonrası hastaların ruh hali iyileşmesi, sosyal kaygı azalması ve depresyon semptomlarının gerilmesi sosyal katılımı doğrudan desteklemektedir.
Dr. Türker Karabuğa Sosyal Destek Önerileri
Op. Dr. Türker Karabuğa, obez hastaların sosyal hayatlarında yaşadığı zorlukları aşmak için çok yönlü bir yaklaşım benimser. Ameliyat öncesinde, hastalarını psikolojik olarak hazırlar ve sosyal damgalamadan korunmalarını önerir. Ameliyat sonrası, hastaların sosyal reintegrasyon sürecini desteklemek için grup terapileri ve peer support programları sunulur. İzmir’deki Bazekol Sada Hastanesi’ndeki “Obezite Cerrahisi Sonrası Yaşam Topluluğu”, benzer deneyim yaşayan hastaların bir arada olmasını ve birbirlerini desteklemesini sağlar.
Op. Dr. Türker Karabuğa, ameliyat sonrası hastaların sosyal etkinliklere katılımlarını teşvik eder. Fitness grupları, yürüyüş kulüpleri, sporcu toplulukları ve sosyal kulüplerle bağlantı kurmalarını önerir. Beslenme danışmanı ve psikolog ile birlikte, hastalar “sosyal yeme” durumlarını (restoran ziyaretleri, ailece yemek, sosyal içkiler) nasıl yöneteceklerini öğrenirler. Op. Dr. Türker Karabuğa’nın yaklaşımı, sadece kilo kaybı değil, bütünsel bir “yaşam yeniden inşası”dır ve sosyal hayat bunun en önemli parçasıdır. Ameliyat sonrası, hastalar “kendilerine geri döndüğünü” ve “hayata katılmaya başladıklarını” hissederler.
Haberin kaynağı: Hürriyet - Op. Dr. Türker Karabuğa
İlgili Sayfalar: